Rahim Ağzı Sorunları

RAHİM AĞZI SORUNLARI

Servikal kanser (rahim ağzı kanseri) gelişmekte olan ülkelerde en sık görülen kadın genital sistem kanserleridir. Meme ve akciğer kanserinden sonra üçüncü sıklıkla görülen bir kanser türüdür.Gelişmiş ülkelerde giderek yaygınlaşan tarama programları (smear) sonucunda servikal kanser giderek geri sıralara düşmüştür.

Servikal kanserler için en önemli risk faktörü HPV (human papilloma virüs)dir. HPV cinsel yolla bulaşan en yaygın enfeksiyonlardandır. Dünyada seksüel aktif  kadın ve erkekelerin yaşam boyu HPV ile enfekte olma olasılığı %50 olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde yaklaşık 200 çeşit HPV tipi tanımlanmış olup bunlardan 40 tanesinin genital kanalı enfekte etiği bilinmektedir.Genellikle siğiller ile seyreden iyi huylu tipleri (düşük riskli tipler: en sık tipler Tip 6 ve 11) ve servikal kanserlere yol açan kötü huylu tipleri (yüksek riskli tipler: en sık tipler tip 16 ve 18) vardır. Son yıllardaki çalışmalarda servikal kanserli hastalarda %99 HPV pozitifliği gösterilmiştir. Ancak her HPV pozitifliği servikal kansere yol açmaz. Enfeksiyonların çoğu bağışıklık sistemi ile yenilmektedir. HPV bulaşı görülen hastaların %10’undan azında servikal kanser gelişmektedir. Genellikle ilk enfeksiyondan 10-15 yıl  gibi uzun bir süreden sonra kanser gelişir. Erken yaşta cinsel yaşam ve giderek artan HPV bulaşımı sebebiyle kanserin görüldüğü ortalama yaş giderek düşmekte ve genç yaşlarda servikal kanserli hasta sayısı giderek artmaktadır. Bu sebeple tarama programları çok önemlidir. Cinsel ilişkinin  başladığı yaşı takiben ilk 3 yıl içerisinde smear alınmalı ve  her yıl tekrarlanmalıdır. Smear testi normal olan HPV si negatif olan bir kadında önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde servikal displazi ve kanser gelişme ihtimali neredeyse  sıfıra yakındır. Gelişmekte olan ülkelerde taramanın yaygın olmaması sebebiyle hastaların büyük bir kısmı tanı anında ileri evrededir ve hastalığın ölümcül seyretmesine neden olmaktadır. Servikal kanser için HPV dışındaki risk faktörleri erken yaşta ilk cinsel ilişki, çok sayıda cinsel partner, partnerinin daha önce birden fazla cinsel eşe sahip olamsı sigara, genetik yatkınlık ve bağışıklık sitemi yetersizliğidir.

Servikal Kanser Öncü Lezyonları

Anormal servikal lezyonlar epitelin alt 1/3 ünde sınırlı ise servikal intraepitelyal Neoplazi 1( CIN 1) , alt 2/3 üne sınırlı ise CIN 2, epitelin tamamına yakını tutulmuşsa CIN 3 tamamı tutulmuşsa karsinoma in situ olarak adlandırılır.bütün lezyonlarda bazal membran sağlamdır.Fakat CIN lerde invazyon potansiyeli her aşamada vardır. LSIL ( düşük dereceli skuamöz intraepitalyal lezyon) CIN 1, HSIL (yüksek dereceli skuamöz intaepitelyal lezyon) CIN 2 Ve CIN 3 ü kapsar. CIN1 in %60-70 i, CIN2 nin %50 si CIN 3 ün %30 ü geriler. En sonunda lezyonların küçük bir kısmı servikal kansere ilerler. Çoğu kadın özellikle genç yaştakiler etkin bir bağışıklık sistemi ile ortalama 1-2 yıl içerisinde viral enfeksiyonu temizler veya saptanamayacak düzeye indirir. Sigara içenler veya bağışıklık sistemi yetersiz olanlarda enfeksiyon kanser öncü lezyonuna ve daha sonra kansere dönüşebilir.

Anormal servikal sitoloji sonucu

Tüm smearlerin %4 ünde atipik skuamöz hücreler saptanır. Önemi net bilinmeyen atipik skuamöz hücreler (ASCUS) ve yüksek dereceli lezyonun dışlanamadığı atipik hücreler ( ASC-H) 2 ye ayrılır. Biopsi ile konfirmasyon gereklidir. CIN  2,3 oranı %5-15dir.

HPV aşısı

HPV aşı çalışmaları 1990’larda başladı ve 2006-2007 yıllarından beri ABD ve Türkiye’de satışa sunuldu. Aşının  9-26 yaş aralığında ve özellikle cinsel aktivitenin başlamadığı dönemde yapılması önerilmektedir. Aşının etkili olması için kişi daha önce virüsle enfekte olmamış olmalıdır. Aşı yapılmadan önce smear veya HPV taramasına gerek yoktur. Aşı üç dozdur. Üç doz bittikten sonra ne kadar bağışıklık sağlayacağı tam bilinmemesine rağmen, ömürboyu %90 koruyuculuk sağlanması beklenmektedir. Rahim ağzı kanserinin %60 azalması öngörülmektedir. Ancak HPV enfeksiyonunun doğal gidişi gözönünde bulundurulduğunda bu etki en ereken 20 yıl sonra ölçülebilir hale gelecektir.

Kondom yani prezervatif AIDS’de dahil olmak üzere diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı tam bir korunma sağlamasına rağmen HPV’ye karşı her zaman böyle bir korunma sağlamaz. Çünkü enfeksiyon, prezervatifin kapladığı alan dışında da bulunabilir ve ciltten cilde temas ile bulaşabilir. HPV kadınlarda rahim ağzı, vulva ve vajina kanseri, erkeklerde penis kanseri, kadın ve erkeklerde anüs kanseri ve solunum yolları ile ilgili kanserlere yol açmaktadır.

Erkeklerde uygulanması tartışmalıdır. Erkeklerde HPV ‘nin kansere neden olma olasılığı düşüktür. Erkeklerin enfeksiyon için taşıyıcı rolü sebebiyle aşı yapılması mantıklı olacağı söylenebilir.